Gecce Gurme Kurulu üyesi azar Ali Esad Göksel yazdı

Gecce Gurme Kurulu üyezi Yazar Ali Esad Göksel, Habertürk Gazetesi'nde bulunan "Lezzet Seyahatleri" köşesinde keyifle okuyacağınız bir yazı yazdı. İşte detaylar..

28 Kasım 2015 12:30
Gecce Gurme Kurulu üyesi azar Ali Esad Göksel yazdı
Ankara salatası ve sırları

"Biraz zaman aldı. Ama sonunda anladım. Önümüzdeki “dönem” çetin olacak ...

Ne olsun, artık masamızda bir de “Putin” var. Çok şükür ki bir sert adam pratiğimiz oluşmuştu. Ama pratiğin de yetmediği haller olabiliyor: “Ona sert demezler” gibi! Muhatap olacağımız olaylara astrologlar “sert açı” demedeler. Ne yapıp etmeli bunu yumuşacık bir açıya tenzil etmeliyiz. Bendeniz “karşı tarafın kültürünü” ezelden beri severim. “Edebiyatı, müziği, balesi” ve hatta balerinaları ile gönlümde tahtları bulunur. Ama hız kesmeyip kuzeye daha da yaklaşmalıyım. Maksat muhabbet: Kendi adıma “sarı votka nasıl yapılır?” reçetelerini araştırmaya başladım.

Malumunuz “Beyaz Ruslar” bize bir sürü şey öğrettilerdi: İlk aşklarımla değişmez buluşma mahallim her daim “Rejans” oldu. Kapanınca kendi kendime sorular sordum. Acaba artık âşık olmasam mı? Öyle ya Çırpıcı Bayırı’nda buluşacak halimiz yok, önümüz de ayaz...

İşte bu tarz dertlerle boğuşurken içimi aydınlatan bir haber gelmesin mi?

Rejans tekrar açılıyormuş. Ve çok şükür eski yerinde! Kahve falıma bakan Hande Hanım var, bizim müdire... O demişti zaten, “İçinizi sıkan şeyler geçici”... “Tez zamanda feraha çıkıyorsunuz!”

Kısacası tekrar aşk hayatıma dönebiliyorum. Ne de olsa mutat dekorum hazır... Geriye tek derdim kaldı!
Aziz büyüklerimizin işaretleriyle ikide bir ismini değiştirdiğimiz meze. Klasiklerdendir... Rejans’ta da servis edilir. Kâh Rus dedik! Kâh Amerikan salatası!

Son 20 yıldır istikrarlı bir gidişat vardı: Rus salatası... Ama korkarım ki Putin “Salatayı geçin, ana yemekte size bir sürprizim var” diyecek.

Tedbirli bir insan olarak hazırlığımı yapmalıyım. Naçizane teklifim şudur: Bir kere Rus salatasından vazgeçmek istemem, ismini değiştirelim: Nihai olarak... “Ankara salatası” olsun. Peki “sürpriz ana yemek”? O beni aşar, haddimi bilirim: Onu da büyüklerimiz düşünsün...


Michelin haleli rahibe

Uzun zamandır ilgilenenlerin kendi aralarında “aşikâr bir sır” gibi korudukları birisi var. Bir kadın... Bu kadın dağ başında yaşıyor. Doğanın orta yerinde. Küresel kültürün konfora yatkın insanları için anlaması güç koşullarda. Evet ama, bu onun tercihi. Yaşamını böyle sürdürmek istiyor.
Her türlü konfordan feragat ederek, doğayla baş başa kalmak istiyor. Ağaçlarla, bitkilerle, akarsu ve yağmurla konuşma arzusunda. Kadının istedikleri ve yaptıkları bir şiir aslında. Bizler için “bir geçmiş zaman şiiri”. Ya onun için?

Onun için bitmek bilmez “bir kaside, üstelik yarına”... Tamam mı? O zaman haydi konuya devam... Bu kadının meraklısı çok! Sakın ha yanlış anlaşılmasın.

Kadın Victoria’s Secret mankeni falan da değil. Yakın uzak alakası yok. Kendisi geç orta yaşlarında, sakin birisi. Fiziği de kitleleri peşinden sürükleyecek bir çizgide değil. Rahibe Theresa gibisinden Nobel Ödülü de yok... Tüh, görüyor musunuz, gevezeliğin cezasını.

Ağzımızdan önemli bir ipucu kaçırdık. Elbette atlamadınız: Kadın bir rahibe!

Artık gerisini anlatmak da vacip oldu...

Jeong Kwan, Güney Koreli bir rahibe. Geçtiğimiz hafta New York Times “rahibeyi” manşet yaptı. Dünyanın en büyükleri seçmesine kattı. Tam 7 sahife ile... Mutfak konusundaki pusula Copenhagen ya da NY kentini göstermiyor. Birçok üç yıldızlı aşçı hemfikir. Pusulada 59 yaşındaki rahibe var...
Yaşadığı manastır Seul’ün 270 km kadar güneyinde. “Zen Budist rahibe”, Baekyangsa Tapınağı’na ait topraklarda yaşıyor. Kwan bir çiftlikte büyümüş. Daha çocuk iken mutfakla tanışmış. 7 yaşında tek başına mantı yapmaktaymış.

19’unda inzivaya çekilen Kwan, Zen rahibelere katılmış. Sonrası şöyle:

Budist inanışa göre reenkarnasyon, yani “tekrar tekrar yaşam” söz konusu.

Önceki hayatlarınızdan “yeni size” taşıdıklarınız da var. Kwan daha önceki hayatında mutfak sanatıyla tanıştığını düşünüyor. Dolayısıyla manastırdaki 40 yıl içinde şuna doğru pişiyor: “İnsanlarla iletişim dilim mutfak olmalı!”
Manastırdaki diğer iki rahibeyle keşişler ve ziyaretçilere yemek hazırlıyor. Herkes sessizlik içinde iç avluya bakan bir mekânda hazırlananları yiyor.

Keşişleri anladık. Ziyaretçiler kimler? “Aşikâr bir sır” diye başlamıştık ya...

Kapalı bir arkadaşlık zinciri gibi düşünün. Herkes birbirini biliyor, takip ediyor. Mutfak âleminin şeyhleri. Bir nevi 3 yıldızlılar cemaati... Tekke mevcudunun Kwan Rahibe’yi ziyaret etmeyeni kalmamış.

Misafir olmak deyince aklıma Aynaroz’daki 3 günüm geliyor. Duş-WC dahil toplam 6 metrekarelik odada 2 kişi konaklamıştık. Biliyorsunuz, ikimiz de çok ağlaşmıştık: “Ya Rabbim neler neler çektik” diye...

Ya Kwan’ın ziyaretçileri? “Sert zemin üzerine açılan ince şilteler.” Banyo falan, herkesin ortak kullandığı bir mekânda... Açıkçası bizim Aynaroz, Kwan konaklamasının yanında 5 yıldızlı otel gibi... Kwan misafirleri de Aynaroz’daki gibi gece saat 03.00’te uyandırılıyorlarmış. Gerisi de benziyor: Keşişlerin ay ışığındaki zikir ve ayinleri...

Dönelim Kwan ve mutfağına... Rahibe iyi bir aşçı ne demek anlatıyor: “Aşçıyla kullandığı malzemeler arasında mesafe olmaması gerekiyor.” “Örneğin” diye kendisinin salatalığı nasıl gördüğünü tarif ediyor: “Salatalıkla bütünleşiyoruz. Salatalık ben, ben de salatalık oluyor. Çünkü o salatalığı ben yetiştiriyorum. Enerjimi ona aktarıyorum.”
Yağmur, güneş ışığı, toprak ve tohumları da kendi mutfak ekibi olarak görüyor. Bu arada söyledik Kwan’ın lokantası yok, eğitimi de. Ama kendisi hızla zirveye tırmanan Kore mutfağının bir azizesi durumda.


Sabah akşam istakoz

Tüm ömrünüzü aynı yemekle geçirmek ister miydiniz? Duyar gibiyim: “Nasıl yani?” Gelin söyleyeyim...

Mesela “lahana haşlama”! Sakın ha, “Git işine” demeyesiniz... Size sevimsiz gelebilecek bu fikre Alman coğrafyasında çok itiraz çıkmayabilir. Gördüğünüz gibi yemeğin ne olduğu ve bulunulan coğrafya çok belirleyici...

Haydi geliniz elimizdeki kartları renklendirelim. Az uçarak... Dünyanın hemen her yerinde“lüksün tarifi” olan bir yemek, ıstakoz! Hatta rahmetli Dışişleri Bakanı’mızın“ekose etekli ıstakozu” olsun...

Ne buyrulur, iyi mi? Yalnız, aman unutulmasın! Ömür boyu! Öyle bıkmak, yan çizmek, kıvırtmak yok.

Tam sadakat esastır. Her gün. Her öğün... Her türlü kaçamak şiddetle memnudur!

Bakınız size garanti ederim, hatta istediğinize iddiaya varım. Üç zamana kadarmuhtelif mızıkçılığı göreceksiniz. Ya ayan beyan ya da yandan yandan... 2-3 hafta bilemediniz, ay... Dahası olmayacak. Pes edip “soğanın cücüğünü”sayıklayanlar çıkacaktır.

Peki ama nereden çıktı bu mevzu?

Artık zamanı geldi: Katey Longhran Hanım’dan... Kendisi 37 yaşında, 2 çocuk annesi... Birmingham’lı akça pakça, sevimli bir kadın. Ve şimdi çok sıkı durunuz.

Katey Hanım tam 31 yıldır aynı yemeği yiyor. Yani 31 çarpı 365 gün çarpı 3 öğün... Tamı tamına “33 bin 945 kere aynı mönüyü” yemiş. “Patates kızartma ve yumurta !” “Nasıl yani?” demeyesiniz. Ben dedim! Alman Der Spiegel Dergisi Katey Hanım’ı haber yapmış, tam sahife... Bu prestijli dergiye tam sahife haber olmak ciddi bir iş. Katey Hanım’ın hal ve ahvalinin de ciddi olduğu kuşkusuz... Değil anlamak, baştan reddedeceğimiz bir keyfiyet. Pekala, Katey ne için böyle yapıyor? Çünkü elinden başkası gelmiyor...

Bırakınız başka bir şey yemeyi, denemeyi, bunun üzerine düşünmek dahi Katey’i altüst ediyor. Endişe ve korkuya kapılıyor. Elleri terliyor, panikliyor ve krize giriyor. Kathey 6 yaşından beri böyle! Geldik mi tercih temellerine...
Biliyorsunuz bu yepyeni bir saha değil. Heston Blumenthal, annemizin hamilelikteki tercihlerini işaret edip durdu. Şöhretli İngiliz aşçının bir de Amerikalı kankası var. Harold Mc Gee, bir akademisyen. Yale-Harvard muhitlerinde edebiyatla meşgulmüş... Ne zaman ki “gıdanın kimyasına” kafa yormaya ve yazmaya başlamış... İşte o gün keşfedilmiş. Mürit-ortaklardan biri deFat Duck’ın aşçısı Blumenthal...

İki kafadarın teorisi şu: Ana tercihlerimiz, annemizin hamileliğinin üçüncü ayında yedikleri...

Nasıl çok gizemli değil mi? Ama hayat zaten bir gizem yumağı... Bazen düz kontak oluyor, o da Katey’e çıkmış...

Son söz: Katey düzeldi. Hipnoz tedavisiyle. Şimdilerde yeniden hayatı keşfe başladı..."

YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: ali esad göksel

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz