Filizler Köftecisi kurucusu Osman Şahbaz röportajı

Filizler Köftecisi kurucusu Osman Şahbaz, bir klasik haline gelen Filizler markasının temelini, sosyal sorumluluk projelerini, sektörel yatırımlarını ve gelecek planlarını Trend Gurmesi Özlem Sucu'ya anlattı..

31 Mart 2014 11:44
Filizler Köftecisi kurucusu Osman Şahbaz röportajı
Filizler Köftecisi’nin kuruluş hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Tabi ki. Ben Kayseri doğumluyum fakat bütün eğitim hayatım İstanbul’da geçti. Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu makine mühendisi, Türk Macar İş adamları Derneği Başkanı ve Macaristan Fahri Konsolosu'yum, bunun yanında ticaret ve sivil toplumlardaki hizmet hayatım çocukluğuma dayanır. Şu anda da dış ticaretle ilgileniyorum. İşim gereği sürekli yurtdışındayım dersem abartmış olmam sanırım. Gittiğim tüm ülkelerdeki ilgimi çeken o güzel restoranlar bugün bu sorunun bana yöneltilmesinde büyük pay sahibi aslında. İstanbul’un dünyada eşi benzeri olmayan bir şehir olduğuna canı gönülden inanan biri olarak, ismine yakışır şekilde, konumu ve kalitesi açısından mükemmel restoranlara sahip olmasını hep istedim. Gittiğim ülkelerde beni imrendiren konulardan biriydi bu ve hayalimi gerçekleştirebilmek amacıyla girdiğimiz bir sektör oldu. İstanbul’un tüm insanlarına, özel bir mekânda, harika bir manzara eşliğinde, taze bir nefes aldırıp güzel duygular hissettirirken; bir yandan da lezzeti en kaliteli şekilde önlerine sunmayı istedim. Sonuç itibariyle buradayız…

"Filizlenerek tüm İstanbul’a yayılmayı hedefledik"

İsim neden 'Filizler'?

Az evvel de bahsettiğim gibi bu sektöre adım atmamın altında yatan en büyük tutku İstanbul’a hak ettiği güzelliğe yakışır bir mekân sunmaktı. O zamanlar, yani bundan 20 yıl öncesine kadar, İstanbul için sayfiye yeri niteliğinde olan Tuzla dikkatimizi çekti. Arzuladığımız konsept için birebirdi ve işe koyulduk. İlk başladığımızda 200 kişilik tek salonlu bir kapasiteye sahiptik. Restoran hazır olana kadar aslında düşünmekten kendimizi alamadığımız ama sonuca ulaşmak için en çok sabır gösterdiğimiz konuydu isim. İsimlerin kendisinden çok marka değeridir önemli olan. İşte biz de zaman içerisinde yerleşeceğine inandığımız imaj ve algı kazanımlarının, ismi olması gereken yere taşıyacağına inandık. Filizler gerek baharı müjdelemesiyle, gerekse serpilerek çoğalması ve sürekli taze kalmasıyla her zaman içimizde tazelik, canlılık, bahar sevinci gibi coşkulu duyguların bir araya gelmesini ifade eder. Biz bu heyecanla Tuzla’nın yeşilinde gömülü kalmayı değil, filizlenerek tüm İstanbul’a yayılmayı hedefledik daha en başından. Tabii ''Filizler'' ismini birazda önümüzde, elimizde bulduk. Bundan da ziyadesi ile memnunuz. Hedefimizi büyük tuttuk ve bugün Filizler markasının temelindeki anlamını utandırmadık ve 2000 oturuma ulaştık. İşaret ettiğimiz noktaya ise sadece ilerliyoruz. Varmak için daha çok yolumuz var. Sürekli vurguladığım gibi en temel ilkelerimizden biri de filizler gibi çoğalmak ve hep taze kalmak.


İlk restoranınızı açtığınızdan bu yana şimdiki kadar büyüyeceğinize zaten inanıyordunuz öyle mi?

Evet, elbette. Sabırla, istikrarla kalite, ticari başarı ve süreklilik her zaman ilk hedefimiz olmuştur. Biz kalite kelimesini kâğıda yazılmış harfler bütünü olarak görmüyoruz. Biz bunu ilke edinmiş bir kuruluşuz. Kalite demek bizim için işimizi en iyi yapmak ve daha da iyi yapmak demektir. Kalite demek mekânımızı ziyaret eden insanların konforu, mutluluğu, yediklerinden keyif alması, kapımızdan çıkarken ne zaman yeniden geleceğinin programını kafasında yapıyor olması demektir. Biz bu parolayla yürüyoruz, bunları sağlayınca çok şükür büyüme de arkasından geliyor zaten.

"Çok fazla emek ve zaman harcadığımız bir filizi topraktan öylece söküp atmamızın pek de mümkün olduğunu sanmıyorum."

Türkiye’de Ali SABANCI, Ferit ŞAHENK gibi yatırımcılar da yeme – içme sektöründe birçok ünlü restoranı satın aldı. Size böyle bir teklif gelse ne yaparsınız?

Yeme – içme sektörü çok fazla emek, zaman ve sabır gerektiren bir iş. Ben uzun zamandır bu işe gönül vermiş biri olarak bunu çok net söyleyebilirim. Özellikle de asıl işiniz bambaşka bir kulvarda ise, o zaman daha da fazla sorumluluk binebiliyor üstünüze. Zamanı geliyor ailenizden bile çok fazla ödün vermeniz gerekiyor. Ama az önce de belirttiğim gibi bu bende bir tutku. Ben bu markaya inandım ve bu yolda yürüyorum. Ali Bey ve Ferit Bey çok değerli yatırımcılar ve bugün bulundukları noktaya bakarsak, yaptıkları işlerde her zaman başarı hedefleyen yapıya sahip olduklarını söylemek yanlış olmaz. Böyle ülkemizin başarılı kişilerinin sektörümüze girmiş olmaları bizleri ziyadesi ile mutlu etmiştir. Ayrı bir dinamizm ve sinerji katmışlardır. Ve ellerinde Filizler Köftecisi gibi bir marka olsaydı, onu satmak yerine büyütmeye devam ederlerdi. Ben de öyle yapıyorum. Çok fazla emek ve zaman harcadığımız bir filizi topraktan öylece söküp atmamızın pek de mümkün olduğunu sanmıyorum. Daha yolumuz uzun. Alacağımız ve kat edeceğimiz yollar var.

"Masalarda kalan ve artan ekmekleri barınaklara veriyoruz."


Sosyal sorumluluk projelerinizden de bize bahsedebilir misiniz?

İşin aslı ben Türk insanının özünde en önemli özelliklerinin; duyarlı, irfan, hikmet, ihsan sahibi ve merhametli olduğuna inanıyorum. Bizim kültürümüzde dayanışma, yardım etmek, el uzatmak çok önemli bir yer tutuyor. Hatta eskiden bunun mahremiyeti de çok önemliydi. Bir elin verdiğini diğer elin görmeyecek diye öğretilirdi bize. Ama artık çağ değişti ve maalesef ki bazı geleneklerimizi bu kuşağa hatırlatmamız gerekiyor. Biz de bu konuda çevresine duyarlı bir kuruluş olup, sonra da bunun örnek teşkil etmesi için bazı çalışmalar yapıyoruz. Birkaç örnek isterseniz de bugün masalarda kalan ve artan ekmekleri barınaklara veriyoruz. Oradaki hayvanların bir nebze de olsa bundan faydalanması bizler için çok önemli. Sonra iftar organizasyonları düzenliyoruz, aşure ayında mutlaka bir çok ilçemizde aşure dağıtıyoruz. Yılın belirli günlerinde fıstık çamı fidanı hediye ediyoruz ki Filizler imajını yaşatmak adına yeşil bizler için çok önemli. Tüm bunların yanında Lösev gibi vakıflara, derneklere, huzur evlerine destek oluyoruz ve yine yılın belirli günlerinde vakıflara dönük keyifli yemek ve organizasyonlar düzenliyoruz. Şimdilik kısaca bunları söylemiş olayım. Ama sosyal sorumluluk diye adlandırdığımız şey aslında bireyden başlayan, ailemizde yatak bulan ve tüm topluma narin bir şekilde uzanan temel sorumluluklarımızdır nihayetinde. Bunları bilmeli ve özenle elimizi gerektiğinde taşın altına koymalıyız. Ancak bu şekilde yeni mutlu, müreffen bir dünya inşasını özgüvenimiz ve özgün duruşumuzla devam ettirebiliriz.

"Avrupa Yakası’nda da Filizler açmak istiyoruz"


Önümüzdeki dönem için projeleriniz, sektörel yatırımlarınız var mıdır?

Aslında Filizler Ailesi olarak önümüzde ilk hedef olarak Avrupa Yakası’nda özgün, keyifli, fark oluşturabilecek bir yer açmak istiyoruz. Ama tabi ki adımıza ve imajımıza yakışır şekilde olması için ince eleyip, sık dokuyarak çalışmalarımız sürüyor.
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: osman şahbaz , filizler

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz